SAFRANBOLU’DAN KARABÜK’E MİMARi SERENCAMIMIZ ÜZERiNE
Türkiye’nin yüz yıllık mimari geçmişini anlamak için Safranbolu ve Karabük’ün kentsel gelişim serüvenini incelemek çok ilham verici olacaktır. Karabük’te doğmuş, Safranbolu’da büyümüş biri olarak çocukluğum bu iki kentin birleşiminde şekillenmiştir. İlkokul yıllarımda Safranbolu’nun yeni yapılaşan kısmında yer alan bir konut sitesinde ikamet eder; Bağlar mevkiindeki geleneksel Safranbolu evlerinin arasından geçer, erken Cumhuriyet Dönemi’nde inşa edilen Yenişehir lojmanlar bölgesindeki okuluma ulaşan bir güzergâh çizerdim. O yaşlardaki bir çocuk için bu, her gün tekrarlanan çok özel bir yolculuktu. Uzak geçmişten o güne uzanan serencamı fark etmenizi sağlayan ve zihin dünyanızı şekillendiren çok öğretici bir süreçti. Karabük ve Safranbolu’nun geçmişini tahayyül ettiğimde, her gün izlediğim bu film gözümün önüne gelir. Bu iki şehrin uzun uzun çalışılması gerektiğini düşünüyorum.
Kırklı yılların başında halkımızın ekonomik gücü hala zayıftır ve özel sermaye henüz oluşmamıştır. Bu yüzden sanayileşmenin devlet eliyle gerçekleştirilmesi bir zorunluluktur. Bu hedefin ilk ve en önemli adımlarından birisi de Karabük’tür. Türkiye’deki pek çok endüstriyel tesisin kurulmasında etkili olan ve “Fabrikalar Kuran Fabrika” olarak anılan Demir-Çelik Fabrikalarının kuruluşu ile Karabük, ağır sanayinin başkenti olmuştur.
Geçmişte Safranbolu’daki Eski Çarşı (Şehir), Kıranköy ve Bağlar mevkiinden oluşan bölgenin dışında belirgin bir kentsel yerleşim alanı yokken; fabrikanın kuruluşuyla birlikte Karabük, köy kimliğinden çıkarak hızla nüfus çekmeye başlamış ve yapılaşma sürecine girmiştir. Bu yeni düzen, beraberinde Yenişehir’de bambaşka bir sosyal hayatı doğurmuştur. Demir-Çelik fabrikasının kurulması için davet edilen İngiliz mühendis ve mimarların da katkısı ile şekillenen bu yeni yerleşim, yalnızca konutlardan ibaret değildir; aynı zamanda sosyal hayatın da tüm unsurlarıyla inşa edildiği bir lojmanlar bölgesidir. Başta Yenişehir Sineması olmak üzere diğer pek çok eseri ile Cumhuriyet dönemi önemli mimarlarımızdan Münci Tangör’ün de bu inşa faaliyetinde büyük emeği olmuştur. Bu bölgeyi bilen ya da ziyaret eden herkesin görebileceği gibi, burada sadece evler değil, bütün bir yaşam kurgulanmıştır. Yenişehir Sineması ve Açık Hava Sinemasıyla, Mühendisler Kulübü, Memurlar Kulübü ve İşçi Lokaliyle, Havuzlu Bahçesi ile bir yaşam kültürü inşa edilmiştir. Türkiye’nin her yerinden çalışmak üzere Demir-Çelik’e gelen insanların aynı mahallede buluşmaları ve kısmen sınıfsal özellikler de sergileyen sosyal bir çevreyi benimsemeleri ile oluşan ortak bir atmosferdir burası.
SAFRANBOLU SESSiZCE “BEN BURADAYIM” DEMiŞTiR HEP...
Ama diğer tarafta da Safranbolu vardır. Safranbolu sessizce “Ben buradayım” demiştir hep. Orada ne var? Kadim kültürümüz var. Evlerin çok yönlü kullanımına dayanan pratik bir düzen var. Bugünlerde popüler olan minimalizm akımında da olduğu gibi basit ve yalın bir hayat var. Etrafı sedirlerle çevrili bir odada, günlük yaşamın tüm ihtiyaçlarını çok işlevli (multi-functional) olarak karşılayan bu tasarımdan biraz bahsetmek gerekir: Yatak ve yorganlar yüklükte iken oturma odası olan mekân, yere serildiklerinde bir yatak odasına dönüşmektedir. Ocakta yemek pişirilmekte, sobanın üzerinde sıcak su bulunmaktadır. Yüklüğün altındaki küçük bölüm gusülhane olarak kullanılmaktadır. Yer sofrası, yemeğin ardından kaldırıldığında yemek odası yeniden oturma odası haline gelmektedir. Safranbolu evlerinin her bir odasında bir çekirdek ailenin pek de başka bir şeye ihtiyaç duymadan hayatını idame ettirebileceği, sadeliğin ve işlevselliğin hâkim olduğu bir yaşam alanı mevcuttur. Değerlerimizden beslenen bir mahalle dokusu ve toplumsal yaşam biçimi göze çarpmaktadır. Ev ve sokakların planları, mahremiyeti koruyan ve saygıyı esas alan bir anlayışla şekillenmiştir. Şehrin bir muvakkithanesi vardır ki önemli vakitler orada tanımlanmış ve cami merkezli bir günlük hayat hep bu vakitlere göre süregitmiştir. Arasta, Yemeniciler Çarşısı ve Tabakhane gibi enstrümanlar yolu ile esnaf ve Ahilik kültürünün çok yoğun bir biçimde yaşandığı sosyal bir yapı söz konusudur.
Bu bölgede bir de altmışlı-yetmişli yıllarla birlikte başlayan üçüncü bir zaman periyodu daha vardır. Söz konusu dönem, insanların giderek birikim sahibi olmaları ile kendini göstermiştir. Bu birikimleri bir araya getiren yapı kooperatifleri ile özel teşebbüs öne çıkmış; Safranbolu’nun Hastarla ve Emek mevkilerinde yoğun bir şekilde konut üretimine başlanmıştır. Önceki dönemlerde Karabük’te Yenişehir ve çevresinde meskûn olan kitle, yavaş yavaş Safranbolu’daki mülkiyeti kendilerine ait olan “dairelere” doğru yönelmiştir ki, “Yeni Safranbolu” diyebileceğimiz siteler bölgesi ilk olarak bu dönemde ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak Safranbolu ve Karabük; gelenekselden devletçi döneme, devletçi dönemden özel teşebbüse uzanan mimarlık öykümüzün yakından gözlemlenebildiği çok özel mekânlardır. Farklı özelliklerine rağmen birbirinin devamı ve bütünleyicisi olan söz konusu üç dönem, modern Türkiye’nin tarihsel gelişimini izleyebileceğimiz adeta bir laboratuvar niteliği taşımaktadır.
Ismail Rakip Karas, 21 Aralık 2023
"Safranbolu’dan Karabük’e, Mimari Serencamımız Üzerine", Cumhuriyetin 100. Yılında Mimarlık Konuşmaları Konferansı, Safranbolu


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder